“Savunma Sanayimizi İleri Taşımak İçin Çalışıyoruz”

STM GENEL MÜDÜRÜ MURAT İKİNCİ:

SAVUNMA SANAYİMİZİ İLERİ TAŞIMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

“Türk Savunma Sanayi son yıllarda önemli iş ortaklıklarına şahit oldu ve birlikte hareket edebilme kabiliyeti sayesinde büyük projelere imza atıldı. Bir zamanlar dışarıdan alınan birçok teknoloji artık milli kaynaklarla yerli olarak üretiliyor. Savunma sanayimiz adına bu gelişmelerin çok önemli olduğunu ve bugün benimsenen devlet politikaları doğrultusunda yaşanan dönüşümün pozitif yönde devam edeceğine inanıyorum.”

Türk savunma sanayisinin önde gelen mühendislik şirketlerinden Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. (STM),  geliştirdiği yeni teknolojilerle adından söz ettiriyor. M5 olarak Türkiye’nin yüz akı şirketlerinden STM’nin  Genel Müdürü Murat İkinci’ye konuk olduk. Şirketin gelecek planlarından bahseden İkinci hem sorularımızı cevapladı hem de dronlardan  siber güvenliğe, otonom sistemlerden yapay zeka ve deniz sistemlerine kadar STM’nin yaptığı çalışmaları anlattı.

STM’nin kuruluş amacı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’na nam-ı diğer Savunma Sanayii Başkanlığı’na danışmanlık hizmeti vermekti. Ancak zamanla STM’ye atfedilen görev gelişerek değişti; danışmanlık haricinde AR-GE ve ÜR-GE faaliyetleriyle de adınızdan bahsettiriyorsunuz. Bu ihtiyaç nasıl ortaya çıktı ve değişim süreci hangi aşamalardan geçti?

STM Savunma Teknolojileri Mühendislik A.Ş. belirttiğiniz gibi Savunma Sanayi Başkanlığı’nın ihtiyaç duyduğu alanlarda danışmanlık sağlamak, kritik teknolojilerin ülkemize kazandırılmasına hizmet etmek gibi temel görevleri yerine getirmek üzere, Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin kararıyla 1991 yılında kuruldu. Bu süreçte Savunma Sanayii Başkanlığı’nın desteği ve yönlendirmeleri ile katkı sunduğumuz projeler, STM olarak ciddi bir mühendislik bilgisi birikimine sahip olmamızı ve teknoloji alanında farklı kabiliyetler geliştirmemizi sağladı. Türk Savunma Sanayi’nin son 15 yıldır milli teknoloji konusunda gerçekleştirdiği atılımlara paralel bir şekilde, STM olarak danışmanlık hizmetlerimizin yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanında da ciddi yatırımlar yaparak çalışmalarımızı genişlettik. Mühendislik alanında yoğunlaştığımız deniz platformları projelerimizin gelişimine baktığımızda, sürecin en önemli adımlarından birinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın bilgi birikiminden faydalanarak önemli görevler üstlendiğimiz MİLGEM Projesi olduğunu görmekteyiz. Bu proje ile kazandığımız deneyimle birçok farklı projede görev alma fırsatı bulduk ve bunu uluslararası boyutlara da taşıdık. Denizaltı çalışmaları kapsamında yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın desteğiyle AY sınıfı denizaltılarının modernizasyonu projesinde ana yüklenici olarak çalıştık. 2016 yılında Pakistan Agosta 90B denizaltılarının modernizasyonu ihalesini kazandık ve proje kapsamını genişleterek çalışmalara devam ediyoruz. Yakın zamanda ise Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını gözeterek sıfırdan tasarladığımız Pakistan Denizde İkmal Gemisi’ni teslim ettik. Bugün gerçekleştirdiğimiz ulusal ve uluslararası projelerle yerli savunma sanayinin geliştirilmesi anlamında çok ciddi katkılar sağlayan bir konuma geldik. Teknoloji alanında ise özellikle otonom sistemler, siber güvenlik, büyük veri ve yapay zeka olmak üzere belli başlı konulara yoğunlaşmış durumdayız. Özellikle otonom sistemler konusunda gerçekleştirdiğimiz projeleri, teknoloji alanında yaptığımız en ciddi yatırımlardan biri olarak gösterebiliriz. Türkiye’de bir ilk olan Kamikaze saldırı drone’ları, ülkemizde yerli ve milli olarak geliştirilen sistemler içinde önemli bir yer teşkil ediyor. Bununla beraber otonom sistem kabiliyetlerimizi ve deniz platformlarındaki tecrübemizi de kullanarak insansız deniz araçları  konusundaki yatırımlarımızı da artırmayı planlıyoruz.

Danışmanlık hizmetlerine devam etmekle birlikte, STM artık sektörde önemli işlere imza atmış ve küresel oyuncu olma yolunda ilerleyen bir mühendislik ve teknoloji şirketi konumuna geldi. Bu doğrultuda gelecek vizyonuna katkı sunmak adına Türkiye’nin ilk teknolojik düşünce kuruluşu olan STM ThinkTech’i kurduk. Burada, birikimimizi ve kaynaklarımızı geleceğe yönelik teknolojik öngörüler ve stratejiler üretmek üzere kullanıyoruz. Küresel eğilimleri takip ediyor, analizler yapıyor ve ulaştığımız öngörüler üzerinden ürün ve hizmet geliştirme faaliyetlerimize devam ediyoruz.

Ürün yelpazenizde en fazla dikkat çekenlerden birisi ürettiğiniz Kargu ve Alpagu gibi drone’lar. Bu ürünleri ihtiyaç odaklı talebe göre mi üretiyorsunuz, yoksa geleceğin savunma teknolojilerini yakalamak adına projeksiyon amaçlı bir geliştirme süreci söz konusu oldu mu?

STM olarak, Cumhurbaşkanlığı’nın Vizyonu ve Savunma Sanayii Başkanlığı’nın destekleriyle milli ve yerel teknolojiler üreterek savunma sanayimizi ileri taşımak üzere çalışıyoruz. Bu noktada ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamak ve güvenliğini sağlama konusunda dışa olan bağımlılığı azaltmak ve bütün bunlarla birlikte savunma sektöründe sürdürülebilir bir ekosistem sağlamak gibi önceliklerimiz bulunuyor. Teknoloji alanında yaptığımız çalışmalarda, Türkiye’de daha önce üzerine yatırım yapılmamış alanları tespit ederek ilerliyoruz. Çalışmalarımızı, belirlediğimiz niş alanlarda derinleştirerek yeni ürünler ortaya çıkarmayı kendimize hedef olarak belirledik. Özellikle asimetrik savaş ortamında oluşan ihtiyaçları karşılamak ve meskun mahal operasyonlarında güvenlik güçlerimize destek olmak amacıyla başlattığımız otonom sistemler ve radar teknolojileri çalışmalarımız olgunlaştı ve artık sahada başarılı bir şekilde kullanımda. Bu yaptığımız yatırımlar, ülkemizde yarattığımız katma değerin ötesinde uluslararası platformda rekabet eden bir oyuncu olma amacımız doğrultusunda da ilerliyor. Bu noktada tabii ki gerçekleştirdiğimiz projeleri ve yıllar içinde kazandığımız deneyimi, farklı savunma teknolojilerinin geliştirilmesi adına geleceğe yönelik yatırımlar olarak ta değerlendirebiliriz.

STM’nin son yıllardaki vizyonunun değiştiği açıkça gözlemleniyor. Bu bağlamda daha esnek ve açılımcı bir yaklaşım göze çarpıyor. Türk akademisi ve düşünce kuruluşlarıyla yaptığınız işbirlikleri; mühendisler ile sosyal bilimcileri aynı masaya oturtuyor. Bir mühendis olarak sosyal bilimcilerin savunma sanayiindeki mevcut ve muhtemel rollerini nasıl yorumluyorsunuz?

Devamı M5 Dergisi Mart 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir