Piri Reis’in İzinden Akyurt’a

Antarktika her cümlenin başlangıcında “en” sözcüğü ile ifade edilen kıta karasıdır; “en uzak”, “en soğuk”, “en beyaz”, “en ıssız”, “en temiz”, “en karanlık”… Antarktika için kısaca; hiç kimsenin ve herkesin kıtası diyebiliriz. Ülkeler kendi adlarına orada toprak sahibi olamıyor ancak çeşitli araştırma üsleri vasıtasıyla bilimsel araştırmalar yapmak amacıyla yerlerini alabiliyorlar. Şu anda Antarktika’da 31 ülkenin araştırma üsleri bulunmakta ama bundan 5 asır önce çizdiği haritasında bir kısmına yer veren Piri Reis’in torunları olan bizim henüz orada bir araştırma üssümüz yoktur.

Antarktika, Güney Yarımküre’nin en güneyinde bulunan ve Güney Kutbu’nu içeren kıtadır. Yerbilimciler Antarktika’nın bir zamanlar, Gondwanaland olarak adlandırılan daha büyük bir kara kütlesinin parçası olduğunu iddia ediyor. Söz konusu teoriye göre bu büyük kıta, günümüzden yaklaşık 205-240 milyon yıl önce parçalanmaya başlamış ve bu parçalar bugünkü Güney Amerika, Hindistan, Avustralya ve Antarktika’yı oluşturmuştur. Antarktika, yaklaşık 5 milyon km² büyüklüğünde, yer yer 4 km kalınlığa kadar çıkan buz tabakasıyla kaplı dünyanın en yüksek, en rüzgârlı, en kurak ve en soğuk kıtasıdır. Kıtanın bazı yerlerine 2 milyon senedir yağmur yağmıyor. Bununla birlikte dünya buzul kütlesinin yüzde 90’ı Antarktika’da bulunuyor. Yüzde 98’i buzla kaplı olan kıtanın yüzeyi kalın bir buz tabakasıyla kaplı olduğu için dünyadaki içilebilir suların yüzde 90’ı Antarktika buzullarının içinde saklıdır. Antarktika’da kobalt, bakır, altın, kurşun, manganez, nikel, titanyum, uranyum ve çinko gibi birçok çeşit metal ve hidrokarbon, petrol ve doğal gaz bulunmaktadır. Bunlara ilave olarak sera etkisinin giderek arttığı günümüzde, dünyadaki fazla karbondioksit miktarının yaklaşık yüzde 30’unu Güney okyanusunun soğuk suları emmektedir. Ayrıca soğukluğu sebebiyle ekvator bölgesindeki enerjiyi ve ısıyı çekerek yağmur ve rüzgârların oluşmasına neden olur.

ANTARKTİKA İLE İLGİLİ ANTLAŞMA VE SÖZLEŞMELER

Coğrafi ve fiziki açıdan dünya için bu kadar büyük önemi bulunan bir kara parçasının siyasi açıdan sahiplenilmesi durumu, kıtanın keşfedilmesinden itibaren ülkeler arasında tartışma konusu olmuştur. 1910’lu yıllardan itibaren bu tartışmalar toprak kazanım savaşına dönüştü. 1940’lı yılların sonlarına gelindiğinde, yedi devlet (Arjantin, Avustralya, Şili, Fransa, Yeni Zelanda, Norveç ve Birleşik Krallık) Antarktika’nın belli bölgeleri üzerinde egemenlik iddialarında bulunuyordu. Dünyanın yüzde 10’nun bir avuç devlet tarafından paylaşılmasını doğru bulmayan devletler Birleşmiş Milletler’in (BM) kurulmasının ardından buzullar ülkesinin hukuki rejimini tartışmaya açtılar. 1961 yılından itibaren bir dizi sözleşme ve antlaşmalarla Antarktika hem hiç kimsenin hem de herkesin toprağı oldu.

ANTARKTİKA’NIN KULLANIMI

Antarktika kıta coğrafyası; günümüze kadar 31 ülke tarafından konuşlandırılmış “bilimsel araştırmalar”  üssü ve onlarca ek istasyonları, havaalanları, sığınak, sezonluk kampları sayesinde bu ülkelerce “tetkik-araştırma ve değerlendirmelere” tabi tutulmaktadır. Elde etmiş oldukları verileri “gerektiği” şekilde her ülke kendi çıkarları amacında kullanmasına rağmen, yeterli derecede dünya kamuoyuna sunmamaktadırlar.  Sadece  “penguenler”, “balinalar” ve “iklim-bilimi” şeklinde araştırma ve değerlendirmeleri dünya kamuoyuna lanse edilmektedir.

Devamı M5 Dergisi Mart 2019 Sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir